anasayfa  
topluluk hakkında  
etkinlikler  
açılım dergisi  
yazılar  
iletişim  
bağlantılar  
forum  


“SOSYAL DEMOKRAT” GLADYATÖRLER

Kıvanç Özcan
ODTÜ Sosyoloji 3

         CHP’nin 13. Olağanüstü Kurultayı’ndan geriye sadece kırılan sandalyeler, kapılar ve kanlı yüzler kalmadı. Aynı zamanda Türkiye’nin en köklü partisi saygınlığını kaybetti. Ankara’nın ve İstanbul’un gladyatörleri ortalığı toza dumana katarak kozlarını paylaştılar. Yıllardır başka partilerin kurultaylarında çıkan kavgalara bakıp partileriyle gurur duyan gerçek CHP’liler bu sefer çaresiz kaldılar. Kurultay salonunda olup olanı biteni hayretle ve tepkiyle izleyenlerden biri olarak bu kurultayı adaylar ve medya üzerinden değerlendirmek istiyorum.
 
         Aylardan beri il il gezip, gerçekleştireceği “mucizeleri” anlatan Mustafa Sarıgül’ün kurultay salonundaki tavırları, kendisine yöneltilen suçlamaları doğrular nitelikteydi. Salona girerken kırdığı kapılar, adamlarına attırdığı sloganlar, yaklaşanın CHP genel başkan adayı değil de Teksas’ta şerif ve adamlarına saldırmak için bar kapısını tekmeleyen biri olduğunu haber verir gibiydi. Bu kadarla biter sanmıştık. Fakat yanılmışız, Sarıgül’ün içinde dolaşan ve sosyal demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan vahşi ruh, Ateş Ünal Erzen’in suratına inen yumruklarla salona dökülüverdi. Saatlerce sürecek olan savaşın medeniyetle ve terbiye ile ilgisinin olmayacağı belli olmuştu. Baykal’ın konuşmasını olgunlukla dinlemek yerine sıraların üzerine fırlayan, elini boru gibi yapıp kürsüye bağıran, etrafındaki bindirilmiş kıtalara slogan attıran Mustafa Sarıgül, aylardır “özel” gayretlerle elde ettiği karizmasını geldiği yere gönderdi! Burada şunu unutmamak lazım; CHP, genel başkanlara meydan okuyanlara alışkındır hatta Deniz Baykal da böyle bir gelenekten gelmektedir. Ama CHP kendi özüne meydan okuyanlara alışkın değildir. Bugüne kadar CHP’nin hiçbir genel başkan adayı kendisine yöneltilen iddialar karşısında bu kadar aciz duruma düşmemiştir. Basından takip ettiğim kadarıyla Sarıgül ve taraftarları sürekli olarak sözlerine “Baykal’ın dört buçuk saat süren konuşması...” diye başlıyorlar, fakat burada şu soruyu sormak lazım; acaba beyefendiye adaylık konuşmasını kısa kesmesini söyleyen birisi mi olmuştur? Birinci bölümü bitirirken şunu söylemekte yarar var; CHP kurultayı vahşiliğin ve eşkiyalığın nerelere kadar uzandığını göstermiştir. Ama eşkiyanın sadece bir tane olduğunu söylersek yanılırız. Şimdi ötekine geçelim.
 
         Yukarıda saydığımız bütün çirkinlikleri gerçekleştiren insanları partiye dolduran, onları aday yapan ve ödüllendiren Deniz Baykal değil midir? Konuşmasında diyor ki; “ben seni dürüst biri olarak kabul ettim ama değilmişsin”. CHP içindeki uçan kuştan haberi olan bir genel başkanın bu söylediğine acaba kaç kişi inanmıştır? Parti üç-beş oy daha fazla alsın diye şaibeli insanları partiye doldururken bütün bunları hesaplayamamıştı. Bir de konuşmasını İsmet Paşa’nın sözlerinden örnekler vererek sürdürürken “Eşkiyanın gece ne yapacağı belli olmaz” diyerek karşı tarafı yere sermenin gururunu yaşıyordu. Peki, eşkiya gece ne mi yaptı? Kurultayı Pazar günü saat 14.00’da toplanmak üzere kapattıktan sonra çarşaf liste için verilen önergeyi salonda kalan az sayıda genel merkez yanlısı delegeye oylatıp reddettirdi ve blok listeyi kabul etti. Parti meclisi ve yüksek disiplin kurulunu da kendi isteğine göre düzenleyip bütün muhalifleri temizledi. Şimdi sormak lazım, bütün kurultay boyunca sözleri bol bol kullanılan İsmet Paşa bu numaraları görseydi acaba ne derdi? “Hadi canım sende” çekerdi en azından.
 
         Kurultayın son kahramanı da medyadır. Baykal konuşurken, Sarıgül’ü canlı yayına sokan medya gerçeklerle yapaylıklar arasındaki açıklığın kapanmasını sağlamıştır. Kurultay salonunda bulunanlar içeride gezinen taşıma zorbaları hayretle izlerken ekranları başındaki milyonlarca insan da Sarıgül’ün yüzündeki gülücüklere aldanıp onu halk kahramanı sanmaya devam etti.
 
         Sonuç olarak şunu ifade etmek gerekir ki, bu kurultay CHP’ye çok kan kaybettirmiştir. Ama gerçek CHP’lilere de bundan sonra partiyi tekrar ayağa kaldırmak için önemli sorumluluklar yüklemektedir. Yazıyı bitirirken kelimelerle bir özet yapmaya kalktığımda ilk aklıma gelenler ne acıdır ki : Zorbalık, kan, medya şovu, tehdit, kavga...
 
           

kivanc_metu@yahoo.com

Yazı İndeksi

[anasayfa]   [topluluk hakkında]   [etkinlikler]   [açılım dergisi]
[yazılar]   [iletişim]   [bağlantılar]   [forum]