|
SOSYAL DEMOKRASİ'NİN TARİHSEL GELİŞİMİ
ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Arş. Gör. İhsan KAMALAK
Sosyal Demokrasinin günümüzdeki anlamına olaşması iki dünya savaşı arasındaki siyasal-ekonomik ve sosyal gelişmeler sonucu olmuştur. 1929 Dünya Ekonomik Buhranı ve onunla birlikte Keynesyen İktisat Politikaları ile devletin ekonomiye müdahale etmesinin olumsuz değil olumlu sonuçlar vermesi ve refah devletinin yavaş yavaş oluşmaya başlaması ile birlikte Sosyal Demokrasi devrimci çizgiden tamamen kopmuştur. İDS’ndan sonra ise, sosyal demokrat partiler, özellikle İngiltere ve İskandinav ülkeleri gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde olmak üzere, iktidar partileri olmuşlar ve kapitalist ekonomi ve toplumu şekillendirmeye başlamışlardır.
Bu dönemde Sosyal Demokrasi refah devletinin gelişmesine ciddi katkılarda bulunmuş ve onun İDS sonrasının moda kurumu olmasını sağlamıştır. Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde olmak üzere, eğitim hem her aşamada ücretsiz yapılmış hem de daha geniş bir tabana yayılması sağlanmıştır. Aynı şekilde sağlık sistemi de hem geliştirimiş hem de ücretsiz sağlık sistemi sağlanmaya başlanmıştır. Diğer yandan, işsizlik sigortası, yaşlı ve engellilere yardımlar artırılarak geliştirilmiştir. Bu gelişmelere sağ partiler de katkı sağlamışlarsa da, şampiyonluğunu sosyal demokrat partiler yapmışlardır.
Sosyal Demokrasi, aynı zamanda tam istihdam, hızlı büyüme ve artan oranlı vergi politikaları ile de sosyal adaletin gelişmesini sağlamıştır. Sosyal demokrasinin bu dönemdeki diğer bir önemli politikası da rızaya dayanan ‘korporatizm’ aracılığı ile bir yandan işçilerin siyasette daha aktif bulunmalarını sağlamış, diğer yandan ise toplumdaki sınıflar (işçiler ve işverenler) arasındaki çatışmaların azalmasına, yani toplumda huzurun sağlanmasına çok büyük katkıda bulunmuş olmasıdır. Sosyal Demokrasinin bu altın yılları 1970’lerin ortalarına kadar sürmüştür.
1970’lerin ortalarındaki ulusal ve uluslarası siyasal-sosyal-ekonomik gelişmeler Sosyal Demokrasinin gelişmiş ülkelerdeki üstünlüğünü sarsmaya başlamıştır. Bir yandan Sosyal demokrasinin çok önemli bir parçası olan Keynesyen ekonomi modeli artık çalışmamaya başlamış, diğer yandan da refah devletinin sürdürülebilirliği tartışılmaya başlanmıştır. Sosyal demokrasiyi olumsuz etkileyen diğer bir gelişme de, devletin ekonomiye müdahale etmesi karşısındaki iddiaların geniş ölçüde kabul görmeye başlamış olmasıdır. Bu krizler sonrasında Kuzey Avrupa ülkelerinde sosyal demokrat partiler uzun sürelerle iktidara gelememişlerdir. Ancak iddia edildiğinin aksine, Sosyal Demokrasi kriz içine girmemiş, bilakis gelişmeler de göstermiştir.
Sosyal Demokrasi 1980’lerde de önemli gelişmeler sağlamıştır. Sosyal demokrat partiler bu dönemde Fransa, İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi Güney Avrupa ülkeleri ile Avustralya gibi denizaşırı ülkelerde iktidara gelmişler ve uzun süreler iktidarda kalmayı başarmışlardır. Sosyal Demokrasi, ayrıca, 1960’ların sonlarında ortaya çıkan çevreci ve kadın hareketleri gibi sosyal hareketleri bünyesine almayı başarmıştır. Örneğin çevre sorunları Sosyal demokrat düşünce içine alınmış ve ekonomik büyüme ‘sürdürülebilir kalkınma’ olarak geliştirilmiştir. Kadınlara partilerin çeşitli kademelerinde minimum kotalar getirilerek, onların siyasete daha aktif katılmaları sağlanmaya çalışılmıştır.
Sosyal Demokrasi gelişimini sürdürerek, Kuzey Avrupa ülkelerinde tekrar iktidara gelmeyi başarmıştır. Değişen siyasal, sosyal ve ekonomik şartlar dolayısıyla sosyal demokrat partiler günümüzdeki siyasal, sosyal ve ekonomik sorunlara 1960’lardan farklı yaklaşsalar da yine temelde sosyal adaleti, işsizliği, refah devletini ön plana çıkarmaktadırlar. Değişen siyasal, sosyal ve ekonomik koşullar dolayısıyla, farklı politikalar geliştirmekten daha doğal bir şey olmasa gerek.
Sosyal Demokrasinin günümüzde de geçerliliğini devam ettirdiğini iddia edilebilir. İşsizlik, yoksulluk, gelir adaletsizliği gibi ekonomik sorunlar ile, sosyal ve etnik gruplar arasındaki çatışmalar hala mevcuttur. Sosyal Demokrasinin çok önemli iki parçası olan eğitim ve sağlık politikaları sağ’dan gelen saldırılar altındadır. Toplum içindeki huzurun sağlanmasında çok önmeli birer araç olan bu politikaların sürdürülmesi gerekmektedir. Bu politikaları kendisinin bir parçası haline getirmiş olan Sosyal Demokrasinin geçerliliği, bu yüzden de devam etmektedir.
ihsank@metu.edu.tr
|
|